Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

9 Aralık 2016 Cuma

RİCA!


sanma ki bu talihsizlik nevi şahsına münhasır
sanma ki herkesin aldattığı ilk ve tek Ali benim
neredeyse bin dört yüz yıldır Ali'lerin boynu bükük
neredeyse bin dört yüz yıllık günahın vebali ortada
küsurata takılma büyük resmi gör
cemaatsiz bir caminin müezzini ve imamı
altmış altı oynarken yakalanmış gibi turistlere
çırılçıplak yakalanmışız bizi savuran kadere
sen hala bir umut var diye avut kendini
neredeyse bin dört yüz yıldır ne su var bize ne umut
neredeyse bin dört yüz yıldır siz bi taraf biz bi taraf
neredeyse
şirintepe yayla camii yardımlaşma derneği
afaroz edecek bizi!
topla şimdi etrafına sahipsiz mahlukatları
saat geç çölde kal palmiyeleri unut
askerlerine dört başı mamur bir rezalet vaat et
sound track ısmarla üçüncü sınıf popçulara
ama beni
aborjinlerin ilahileriyle göm
ama beni
paganların mırıltılarıyla uğurla
ve beni hep
Kerbela ile hatırla!

28 Kasım 2016 Pazartesi

TESİRSİZ PARÇALAR 341

Horlanan kedinin köpeğin kırık kalbi yamultacak hepimizi. Hiçbir şeyden değilse bile yüzüne bakmadan geçtiğimiz dilenen çocukların intizarından yanacağız. Kalbi kırık kilolu genç kızların ahı hepimizin ağzına sıçacak. Biri bari yazsın ulan o çocukların dramını. Bir sürü orospu çocuğu o kızları göz göre göre kandırıyor. İbneler! Demin şahit oldum yan masada. Kızcağız gözünün içine bakıyor puştun belki beni sever diye. Herif sıkıştırıp okşama derdinde. Ya masayı başına geçirecektim lavuğun, hadi ablam kalkalım, evine git, siktir et bu yavşağı diyecektim ya da hesabı isteyip kendi başıma kalkacaktım. Kendi başıma kalktım! Çünkü ben de korkak bir pisliğim sanırım. Allah belamı versin.

İnsan insanın korkaklığıdır!

İnsan dışında her şeyin bir manası var alemde. Kedinin, köpeğin, kuşun, ağacın… Varoluş gayesine ihanet eden bir tek mahluk, insan! Bu mu lan eşref-i mahlukat?

İnsan insanın utancıdır!

Dilenciye para verirken bile kafasını tavuk gibi üçyüzaltmış derece çeviriyor adam. Birileri görüp takdir etsin derdinde. Elli kuruştan karizma devşirecek. Hesap doğru da kendince, kendisi yanlış. Yanlışlıkla doğmuş puşt! Merhamet sömürücü!

İnsan insanın utancıdır!

Herkes adına utanmaktan usandım. Yoruldum yapmaya cesaret edemeyeceğim şeyleri yapmaya yeltenmekten. İçime ata ata yosuna döndüm. Küf gibi bir şey oldum, yaklaşan herkesin yaklaştığına pişman olduğu. Allahım, neden sana havale etmekten başka silahım yok?

İnsan insanın bedduasıdır!

İlerleyelim diye toprağa yerleşme kararı alana lanet olsun! Aşk olsun dostluk diye, sevgi diye, merhamet diye götün götün birbirine yaklaşana. Uzak dursa herkes birbirine, kimse kimseye zarar veremeyecek. Mesafe iyidir diye yazmıştım bir zaman. Eksik yazmışım. Mesafe şarttır, gerisi hikaye.
İnsan insanın hayal kırıklığıdır!

Bana bunları söyleten geceye de aşk olsun. Sabah dersine gireceğim çocukların hatırına bastırıyorum öfkemi. Yoksa valla minnetim yok kimseye!

İnsan insanın ertelediği öfkesidir! Erteleyelim bir gece daha. Ecel menzilinden bir gecelik daha müsaade alalım. Yoksa bu park, yağan yağmura rağmen, elimde kalacak bu gece!

İnsan insanın mahcubiyetidir! Vesselam

26 Kasım 2016 Cumartesi

MAĞLUP

Bak şimdi bu yarada kaç kişinin dahli var
Fakülte önündeki simit satıcılar şahit
Her kime güvendiysem bir sıfır yenik başladım
Devlete bile yenildim sana mı yenilmeyeceğim?
Canı sağ olsun kuzum bahçenizdeki ağaçların
Annenin ve babanın ve diğer günlük telaşların
Sen gelememişsin üstesinden ben nasıl geleceğim?
İyisi mi bu yara da koleksiyonumda dursun
Sıkma canını sakın nasıl olacaksa olsun.


Yağmaya tereddüt eden yağmurlara baktın mı hiç?
İzledin mi gülerken ağlayan çocukları?
Şehrin bütün kreşleri potansiyel mutsuz kaynıyor
Kafayı yemiş bir çağın göbeğindeyiz kuzum
Sadece annenler değil bütün coğrafya delirmiş
Tek ben değilim meczup, mahalleniz komple manyak
Lakin seni koruyamam koruyacak yerlerim yara
Ama olsun sen bana ağlama
Ağlayacaksan eğer, kendine ağla!


Ağla, sararan yaprakları son defa görüyoruz
Ağla, sigaramız bitti saat onu geçti çoktan
Ağla, kimse sevmiyor bizi ne devlet ne çocuklar
Ağla, bahçelerine kaçan topumuzu kesmişler
Ağla, benim yaralarım muhtemelen bulaşıcı
Ağla, simitçi haklı varlığım bir tür dert!
Ağla, bana bulaşan bir daha iflah olmaz
Ağla, annemgil dahil bütün canlılar ölümlü
Ağla…
Benden çok
Sana yazık!

12 Kasım 2016 Cumartesi

MUTSUZ VE ENDEMİK!

Bak olacak olan oluyor
engel olmak ne mümkün
üstelik ohal var tüm ana yollar tutulmuş
hava yolları ve kara yolları ve tren yolları ve
bilumum resmi kanallar
üstelik sevmek yorulmuş
yıkılmaya yüz tutmuş
yıkılmaya yüz tutmuş bahçeli evler gibiyim
müteahhitlerin pis pis kestiği
Merhamet et haranızdaki atlardan getir
haranızdaki atlardan getir merhamet et
atlardan getir merhamet et haranızdaki
atlardan getir binip gideyim
patikalardan patika beğeneyim merhamet et
sür beni sürgünü olayım civarındaki ağaçların
habitatına razı ama bir taraftan da
yerini yadırgayan mutsuz ve endemik
ve kuşkulu ve telaşlı bir bitki gibi
mağrur
yalnız
ve mutsuz
Gideyim buralardan
taammütsüz günahım çünkü
ne diye gireyim kısmetinle arana
merhamet et, gideyim
belki senden uzaklaşırsam
yaklaşırım yaradana
...

31 Ocak 2016 Pazar

KOLLEKTİF BRUNCH!



Kalbe dokunan şeylerle taşak geçen herkesin
Nuri Alço girsin rüyasına gazozlara gelsinler!
şu saatte sesimin ulaştığı herkes yalnız muhtemelen
bırakın kumandaları sokulun yamacıma
huzurunuzda eski bir sırrı ifşa edeceğim!

Abdurrahman Paşa Lisesinden mezun olduysan eğer
yıllık bırançlara katılmazsın da
uzaktan şiirler yazarsın (post-modern newton yasası)
söylediğin bela olur söyleyemediğin dert
derdi sevdiğim bir kadın evli şimdi üç çocuklu
Abdurrahman Paşa Lisesinde bıranç mıranç yok aslında
uyduruyoruz aslında kendimize gençlik uyduruyoruz
çocukluk uyduruyoruz kahveye gitmeyen baba uyduruyoruz
ağlamayan anne uyduruyoruz ne giyse yakışan bizli fotoğraflar
saçmayız lan aslında hepsi uyuyamadığımızdan
uyuyanlar uyusun
uyuyamayanlar kollektif bir bıranç tertip etsin yarına
katılmazsam şerefsizim!

12 Aralık 2015 Cumartesi

TESİRSİZ PARÇALAR 338-340..

338.
Dünya ayıp etme şampiyonası olsa altın madalyayı götüme takarlar. Valla bak. Tam şu an ağlama öncesi sümüğümü yatak tişörtümün iç-boğaz kısmına siliyorum. İnsanlar değişik zamanlarda, değişik yerlerde, ne içtiklerine ve ne amaçladıklarına bağlı olarak enteresan yalanlar söyleyebilirler. Ben de söylerim duruma göre, .mına bile korum. Biri hariç. Çünkü meleklere yalan söylenmez. Öyle değil mi Jehan?
Ayıp etme mütehassısı gibi bir şey oldum. Yazmak kolay da bunu, siktir etmek zor. Özürle falan gelinmez de üstesinden... Kırmızı Tuborg'la duş alsam halledebilir miyiz ki? Keşke akil adam olmasaydı da Orhan baba ona akıtsaydım zehrimi!
Yatak tişörtünün iç-boğaz kısmına silinen sümüklerin samimiyeti sorgulanmaz. Ve yatmadan önce içilen son sigaranın marjinal faydası... Götüm götüm ettiğim lafları siktir edin de isterseniz, sümüğün, gözyaşının ve son sigaramın masumiyetine inanın. Yoruldum lan ben. Cidden!


339.
Yazmaya ne zaman başladım? Yazmaya nasıl başladım? Birbirinden sikik iki soru! Ve ikisinin de cevabı aynı. Yazayım dedim çünkü başka hiçbir şeyi beceremiyordum ve bu salaklık kayıtlara geçmeliydi. Herhangi bir şeyde (hiç abartmıyorum herhangi bir şeyde; futbolda, derslerde, kız tavlamada, yüzmede, balık tutmada, hayırlı evlat olmada, at tımarlamada, ebesinin damında!!) ortalamaya yakın başarılı olabilseydim muazzam bir iç huzuruyla tek satır bile yazmadan yaşar giderdim. Ama olmadı. Baktım ki becerebildiğim bir halt yok, bari dedim neden ve nasıl beceremediğimi anlatayım. Öyle öyle başladım yazmaya. Pek çok kişinin melankoli dediği, bunalım dediği zımbırtıların hikaye-i esası budur işte. Okuyup sevdiğim bütün büyük yazarlar ya yaptıklarını ya da yapmak istediklerini yazdı hep. Ben fakirse, üstesinden gelemediklerimi, yapmak isteyip de yapamadıklarımı. Kader...


340.
Altı kişilik bir masa etrafı intihar timi
standart ruh törpüsü
geniş aile korosu
anne sarmasının bitişiyle doğan boşluğu
doldururken ev baklavası
kahkahalar arasına sızar tek bir düşünce
bir benzeri değil hayır
hayır hayır bir benzeri değil
öldürecekse insanı
kendisi öldürmeli
!

2 Ekim 2015 Cuma

ANLADIM KADER BU SEHER

olgun bir şiir gibi kararlı
ve çok özür dileyerek telaşla
sahipsiz, kimsesiz bir çelişkiyle konuşuyorum tamam da
tanırsın beni razı olduğumdan değil
şey dediğimden
kader..


düşünsene diyeceğim kulakların ağrıyacak
en azından hayal et niye böyle olduk Seher
bak bu sefer çok üzgünüm öncekilere benzemiyor
tezgahı dağıtılmış üzgün bir işportacı
elbette hem devlete hem zabıtaya küfreder
kader deyip durma Seher
biliyorum ben de
kader..

ağla, bağır, saçmala izah etme ikna et
bana yalan söyle seher bronşlarım ağrıyor
bak bu sefer ciddiyim ölü atlar görüyorum
bence beni sakinleştir iyi değilim Seher
bırak ev oturmasını park gezmelerini bırak
-bak burası çok mühim parkları bana bırak!-
salarım yoksa kuşları bir başımıza kalırız
alyuvarlarım ağrıyor n'olur insaf et Seher..

beni herkes yanlış anlıyor sen bari yapma Seher
kederli bir mülteciyim demiştim sana hatırla
yoksa ithamla merhamet aynı mı senin katında
merhamet et merhamet et merhamet et merhamet
senden önce çok dolandım bütün avlular şahit
sonra sana sığındım büktüm boynumu kapında
konuşturma beni Seher daha fazla konuşturma
Sus ve anla dur ve anla al beni sar ve kucakla..